Kayıtlar

Ne ettim İstanbul'da?

Resim
"Neredesin Abey?" diye sordu pazardan Mıstafa, sorusunun beni mutlu ettiğini bilmeden. Dedim İstanbul'daydım. Dedi "Nişin va İstanbul'da?" Dedim "Ofis orada" Dedi ki gülerek, "Ge açıverelim sana da bi tezga, satıve ot mot". Dedim "Ne anlarım pazarcılıktan..." Hemen söze girdi "Ne va pazarcılıkta, dayı sorcek sen ikibuçuk deyicen! Abla vercek poşeti, sen tartçen..." Gülüştük. Zaten Mıstafa meşgul adam. Şu kısacık konuşmada bile teyze torba verdi o tarttı. Beriki fiyat sordu, dedi "iki buçuk". İki yenge, biberin acı olup olmadığını denemek istedi, bizimkisi kırdı verdi biberi. İstanbul'da geçen hafta ne yapmışım nasıl dinlesin? O bu kadar meşgul olunca dedim yazayım bari, belki okur. 15 Ocak Cuma akşamı Bodrum'da esmeye başlayan rüzgar Yakaköy'ü ortasına alırken, İstanbul Asmalı Cavit'te ilk kadehinin yarısına çoktan gelmişti Hülya. İşte o an içimdeki özlem büyüdü, anason koktu. Kokusu Muğl...

Ayaz Ocak

Resim
Soğuktan bir türlü yazamadım. Aylardan Ocaktı. Ben üşüyorken, köyün sokaklarına sızmış sular da dondu. Çıtır çıtır yürüdü çocuklar üstlerinde, oyun belleyip kahkahalar attılar, düşe kalka. İnekler duman üfledi burunlarından, köpekler fırının sıcak duvarına yaslandılar birer ikişer. Ellerimin üzerine oturdum ben de. Öylece kalakaldım. Uygurlar'da Ōdçak, ateş yakılan yer anlamına gelen bir kelimeymiş. Ocak oluvermiş dilden dile... Soğukla ilişkisi, adını bir aya hediye edecek kadar anlamlı. Lakin evde ateş yakılan yerimiz yok. Hele ayın ilk günü -8°C yi gördükten sonra ellerimin üstünden bir türlü kalkmadım. Haliyle Ocak ayı boyunca tek kelime yazamadım... Rüzgar da iyi üfledi hani. Köyü çevirdi, Bodrum'u döndü dolaştı, kaldırdı kopardı ortalığı. Tekneleri yüzmez, dalgaları duvar, ağaçların yatar kıldı. Bulutları süpürdü. Bir tane bile bırakmadı. Yaşadığım en berrak kışı izledim sanırım. Üşüyeceğimizi hiç düşünmedik. Çünkü son 20 senenin en soğuk kışını geçen senede bırakmış...

Pembe rota

Resim
Hayatımın en doğru kararlarından biri Bodrum'a taşınmaktı. Bu cesaret gerektiren karar öyle bir çırpıda alınmamış, on küsur yıla yayılan yatırımlar, vazgeçişler ve hazırlıkların sonucu çıkmıştı. Gemileri yakıp adım atmak bana göre değil, sabrımın meyvesini yemekten daha mutlu oluyorum. Dışardan bakınca kolay gibi görünen bu yer değiştirmenin metaforuydu İstanbul'dan bisikletle gelmek. Tekrarının mümkün olmayacağı, geçen onlarca yılın her bir dilimine denk düşen, inişli çıkışlı bir yolculuktu o. Zaten tekrar etmeyi hiç düşünmedim. Fakat turdan sonra da bisikletten inmek istemedim. Çünkü fena halde hayata benziyordu. Bodrum'a kaçışımın zamanla, sakin yaşamla, denemekle, vazgeçmekle nasıl bir ilgisi varsa bisikletin de yeni yerler olduğu kadar kendini keşfetmekle, çocuklukla, tutkuyla vs bir ilişkisi vardı. Her pedalda geçmişi arka tekere sardığımı, ön tekerle geleceği karşıladığımı okumaya başladım. Üstelik yön vermek benim elimdeydi... Hayat ne kadar cömert olduğunu tuttuğ...

2015'te ne olmadı?

Resim
Koca bir yılı ardımda bırakırken sıcacık bir fincan çay eşliğinde geriye bakmak hoşuma gidiyor. Bu güncenin adetidir zaten. Arkada kalan uzun yılı kaleme almadan olmaz. Lakin bu yıl şu oldu bu oldu demektense neler olmadı diye yazmak bana daha mantıklı geliyor. Malum 2 yazı evvel Bodrum'da bir yıl ı değerlendirdiğim bir yazı yazmıştım zaten. Maksat güncenin boynu bükülmesin. Yaşamımıza dair olmayanlar Uzatmalı bir taşınma faslının ardından, yaşamaktan mutlu olduğumuz taş evin bahçesi ne yazık ki tüm yaz boz kaldı. Begonvillerimizi sulayıp, melisanın kokusuyla sarhoş olmayı hayal ederken, muz ağacını sulamaktan büyük haz duyan komşumuzu izleyip, onların yemyeşil bahçesine bakıp iç geçirdik. Ev sahibimizin atması gereken adımları da biz ekonomik sebeplerle üstlenmedik. Bahçenin bize söz verilen standartlarına getirilmesini beklemeyi tercih ettik. Böylece ilk yazımız bahçe içinde ama çiçeksiz böceksiz geçti. Haliyle kendi domates ve salatamızı yetiştirmeyi düşündüğümüz bostan da y...