Davulun sesi
"Kuru kaldık! demişti şoförün hemen yanındaki... Mesut "Aman abi o konuyu açma" diye devam etti. "Ot bitmedi ki hayvanları dışarı salayım, hep hazır yem hep hazır yem. Yeminle iflahım kurudu!" "Kuru kaldık!" diye tekrarladı Mesut'un hemen yanındaki... Beni zeytin dökmeye davet eden Bakkal "Zeytinler de küçük kaldı, yağış olmayınca" dedi, "Küçük kaldı!" diye tekrarladı bakkalın hemen yanındaki. Toprak suya doymayınca o meşhur Ege otları da bitmiyor bir türlü. Bu seferde "Aç kalıyoruz." dedi hemen yanımdaki. Mantar, çintar hak getire. Hak getirse de ederi yüklü, sofraya gelmez bir türlü. Badılcan bitmemiş, böber çıkmamış topraktan. İşte bunlar hep kuruluktan. "Kuruluktan" diye tekrarladı aynı kişi. Yani hayvanlar için neyse bize de o... Hep hazır, hep hazır yemek, nereye kadar böyle gider?... Billah iflahımız kuruyor. "Kuruduk valla" dedi şoförün yanındaki. Ben böyle anlatınca "sahiden Bodrum...