7 Mart 2015 Cumartesi

Kısa kısa kıssadan hisselerim

GİRİŞ

Mısır Gevreği

Ağzını şapırdatarak mısır gevreğini bitirmesini sabırla bekledim. O şapırtı arasında ağzından çıkan her sözcükte kendini dışarı atan yumuşamış gevrek kırıntıları, süt damlaları oraya buraya rastgele düştüler.

-Sıkılırsın abicim... dedi. Ağız dolu, son hecenin peşine takılan çiğnenmiş kırıntılar da çıkıverdiler dışarı. Her taraf, üstüm başım süt ve gevrek oldu.

-Kusura bakma abi... dedi elinle ağzını hızlıca kapatarak. Sıkılırsın, hele koylarda in cin top oynuyor, biliyorsun.

***

Marketten Organik Domates

Sevinçle gözleri parladı:

-Ben de oralara yerleşmek istiyorum ama İstanbul'dan farksız bir taraftan da. Her taraf beton olmuş. Hele yazın gürültü, trafik buradan beter diyorlar. Kışı bilemem tabi. Zira kışın kendisi sevimsiz bir kere...

Marketten aldığı ve üzerinde organik yazan paketinden çıkardığı minik domateslerini, haşlanmış tuzsuz, yağsız tavuğun yanına koydu. Yarım dilim kepek ekmeğini sıkıca sardığı poşetten çıkarırken devam etti.

-Beni bir tek yağmurdan kaçarken doluya tutulmak korkutuyor. Ya orada da mutsuz olursam... dedi ilk lokmasını çiğnerken. Sonra birden hatırlamış gibi sordu.

-Yer misin?

***

Ekşi Mide

Dikkatle dinlerken arada buruşan yüzü için,

-Midem ekşiyor, dedi midesini sıvazlayarak. Soğandan... Sigarasından yeni bir nefes alıp dumanını savurdu. Araya "hı hı" ve "mmm" gibi sesler sokuşturarak, bir şey düşünüyormuşçasına yukarıya çevirdi gözlerini. Cümlem henüz bitmişti ki,

-Orada tanıdık var, Veysel'le tanıştırayım seni. Çok iyi biridir. Valla Bodrum'a kral yapar seni... Her konuda danışabilirsin, beni kırmaz.

Sonra yanından geçen garsona seslendi.

-Sen bana bir çeyrek daha kessene soğanı turşusu bol olsun... Kral gibi yaşarsın kral...

***

Zıkkım İç

-Oğlum sen gidince ne bok yiyeceğiz? Kimle içeceğiz şu zıkkımı.

Halbuki bahsettiğinden anlaşıldığı gibi bir ritüelimiz yoktu. O akşam tesadüf etmiş aynı masaya oturmuştuk. Son beş yılda belki de ikinci kez rakı masasındaydık. Bozmadım. Samimiyetsizliğini kendi de farkeder etmez boş kadehini uzattı. Daha kısık sesle

-Ne yapıcan oğlum orada? Köylü kurnazı adamların içinde saf saf... Burada mis gibi yaşıyorsun işte...

Masanın diğer ucuna uzanıp rakı şişesini aldı.
-Kiminle içeceksin şu zıkkımı? diye ekledi gülerek.

Dibinde bir parmak rakı kalan kadehime bakıp:

-Hadi vur da tazeleyeyim dedi... Ben seni bırakır mıyım hiç? Gitmek mitmek yok...



GELİŞME

Denize Sıfır Ucuz Otel Yoklaması

-Valla gitmekle şahane yaptınız Cokacım. Oralar cennet tabii, ömrün uzar! Yeni evi de fotograflardan gördüm, içim eridi.

Sonra minicik kahkahacıklarla süsledi lafını:

-Artık misafir edersin bizi de değil mi? Ev de denize yakındır hani...

***

Kafe Açmak Üzerine Hayaller

-Çok şanslısınız. dedi bir diğeri, birden bire aklına gelmiş gibi.

-Hayal ettiğin yerde sevdiğin insanla yaşıyorsun daha ne? Hepimizin hayalini gerçekleştirdiniz. Bir de kafe açarsınız mis gibi...

***

Yaşam Koçu

-Bisürü otel var, turizim, inşaat... Oralara iş yaparsın iyi para kaldırırsın valla. Yok mu yapmıyor musun iş sağa sola.. Valla ayıp. ben olsam orada taş üstüne taş komam her işe atlarım. Sendeki yetenek olacak bende. Tertemiz hava, mis gibi deniz kokusu, sağlıklı yiyecekler. Yaratıcılığın artar bi kere. İyi düşün bak, bok gibi para kazanırsın azıcık hareketlensen. Dur ben bir işlerimi yoluna koyayım da geleyim. Beraber a.... koyalım oranın.



SONUÇ

Su kesintisi üzerine zırvalama

-25 gün su mu kesilirmiş? Umarım şimdi anlamışsındır İstanbul'un kıymetini. dedi daha evvel söylediklerini yutarak ve deniz kıyısında sandığı taş evin aslında tepede bir yerde olduğunu öğrenince devam etti :

-Hem Bodrum'da yaşayacaksın, hem denizden çok uzakta oturacaksın. Yanlış hayal kurmuşsun Cokacım. Bizde peşine takılacaktık neredeyse... Hepten unuttu gaza gelmek için verdiği gazları, saydırdı da saydırdı.

-Ben sana demiştim ama di mi? Hiç dinlemedin lafımızı Cokacım... Ne işin var Bodrum'da... Öyle kaçmakla olmuyor bak... Hem 25 gün su mu kesilirmiş...

***

Bodrumlu olmayı anlamak

-Kedi kumu var mı? diye sordum bakkala.

-Alla allah! diye şaşırıp bokunada mı para veriyonuz bunun? diye kontra bir soruyla karşılık verdi gülerek... Küskünce dükkandan çıkarken peşimden seslendi:

-Sahilde kedi de bol, kum da.