17 Eylül 2014 Çarşamba

Notlar

Günleri saymaya hala başlamamak şaşkınlıktan mı heyecandan mı bilemedim şimdi. Cumadan cumaya sıçrayarak tüketildiğinde çabuklaşmak yerine kuyruğunu kovalayan bir kediye dönüşen zaman mı beni kandıran? Oysa zaman durmuyor yorulunca duran kedi gibi. Akıyor da akıyor. Ben de kıyısında durmuş seyrediyorum. Şunun şurasında taşınmaya ne kadar kaldı ki? Beni bu kadar hareketsiz kılan nedir bulamadım. Aramızdan zaman akadursun, tam karşımda Bodrum'a götürmek istemediğim kitaplarla dolu bir kitaplık. Hadi onu geçtim, Püskül'ün her bir köşesini tırnakları için kullandığı, ev hayatımın dörtte üçünü üzerinde geçirdiğim, harap düşmüş kanepem. Hiç bir yere gitmemek üzere durduğu yere çakılmış sanki. O da duruyor. Üstünde ben, duruyoruz... Bizi yerimizden oynatabilene aşk olsun.

Bu kanepe Beşiktaş'tan Galata'ya oradan da Bebek'e geldi. Sırada Bodrum var.
Kafadan olsa da ev hayatımın %62.4'ü kanepede geçiyor diye hesapladım

İki cumartesi önce ani bir kararla kanepe, koltuk, puf ve yastıklar için bir döşemeciye gidip yeni kumaşlar seçince, hareket etmeye başladık da az evvel ardından konuştuğum zaman geri sayılabilir bir hal aldı. Kitaplarım içinse sosyal medyaya birkaç cümle yazmam yetti. İki arkadaşım ilgilendiklerini açıkça belirten notlar attılar. Önceden aldığım ve tarihi bir türlü gelmeyen uçak bileti de birden "son 10 gün" alarmı verdiğinde, ben de tüm bu gelişmelere ayak uydurup, Bodrum'da geçireceğimiz süre boyunca kullanacağımız arabayı kiraladım. Bodrum'a uçmaya hazırız artık. An itibariyle haftaya Bodrum'da evimizi arıyor olacağız. Umarım hayallerimize uygun bir tane bulup döneriz.

Bu bereketli hareketliliğin, her taşınma arifesinde doğurduğu o tuhaf duygudan da bahsetmek isterim. Zira daha önce hiç anlattığımı sanmıyorum. Oturduğum tüm evlerde olduğu gibi Bebek'te de aynısını yaşayınca yazmaya değer diye düşündüm. İnsan eviyle ister istemez bir bağ kuruyor. İstanbul'da yaşadığım topu topu 5 ev yaşamımda çok önemli izlere sahiptir. Dolayısıyla oralardan taşınmanın kendine özgü hüznü, ağzımda buruk bir tat bırakmıştır. O hüzün bir tortu gibi çöküverir insanın içine. Hele eşyaların çıkmasıyla geriye kalan boşluk aslında göğüsüne açılmış koca bir deliğe dönüşür. Evleriyle bağ kuranlar anlattığım bu duyguyu iyi bilecektir. Ev dediğin hiç insanı uğurlar mı demeyin. Uğurluyor sahiden. Bir çeşit el sallama... Ama izninizle ben çizgiyi aşıp, bunu bir adım daha ileri götüreceğim. Çünkü benim asıl hissettiğim uğurlanmaktan biraz daha farklı.

Taşınmakla ilgili konu konuşulmaya başlandığı andan itibaren, evin geliştirdiği tavır elde süpürgeyle kovalama ile tabir edilebilir ancak. İstisnasız hepsinde hissettim bunu. Gümüşsuyu'nun banyodan başlayıp, koridora yürüyen oradan da yatak odasının tavanlarına uzanan ve gittikçe karartan nemin çıkışı tam da taşınma kararımızın ertesine düşer. Beşiktaş'taki evin "git" deyişi Galata'da ev bulmama denk gelir. Galata'daki evim ise tavanlarından akan suların önüne katmıştır beni. Tam bir defediş denilebilir. Bebek'teki daire ise taşınmaktan bahseder bahsetmez, ayakkabı ve kıyafetlerimi küfle mühürlemeye başladı. Aleni bir kovulma. Hiçbir şeye anlam yüklemem ama bu zincire halkalar ekleyerek saçma bir mit yaratmak hoşuma gidiyor açıkçası. Arada böyle eğlenmek gerek.

Hülya ile evlerimizi nasıl birleştireceğimizi kara kara düşünürken

Neyse, asıl trafik 27 Eylül'den sonra, Bodrum'dan evimizi tutmuş olarak döndüğümüzde olacak. İki ayağın bir pabuca gireceği aşikar. Bir kere Hülya ile evlerimizi birleştirmemiz, İstanbul'da bir ön taşınmaya kalkışmak anlamına geliyor. Bu birleşmeyi öncesinde mi yoksa taşınma günü mü yaparız henüz bilmiyorum. Ekim'in ilk haftasının bayrama denk geliyor olması taşınma eylemini ikinci haftaya sarkıtabilir. Yoksa ne var yükle kamyona gönder... Lakin taşınmanın 2. haftaya gelmesi demek Bisiklet Turu'na Bodrum'dan döner dönmez çıkmak anlamına geliyor. Bunu iki haftalık yıllık iznimi üst üste kullanarak çözebilirim gibi geliyor. Her adımda birileriyle konuşacak yeni şeyler çıkması epey stresli. Karnıma ağrılar giriyor. Kendimi ortaokulda sınav öncesi karın ağrısı çektiğim yıllardaki gibi hissediyorum.

Yıllık izin demişken, şirketle asıl konuşulması gereken detayları sona bırakmak büsbütün feci oldu. Yılbaşında patronumla konuştuğum gibi hiç bir şey değişmeden çalışacağımı düşünürken, çevremdekilerin maaşın ne olacak, sigortanı ne yapacaksın gibi soruları midemde sancı olarak yanıt buluyor. Usul usul sırtımdan bir uçuruma itiyorlar da haberleri yok gibi. Kaçış yok bu konu da konuşulacak elbet. Soru soruyu doğuruyor işte onu sevmiyorum.

İSTANBUL-BODRUM TURU
Geçtiğimiz günlerde de uzun süredir bir araya gelemeyen İstanbul-Bodrum tur ekibi nihayet buluştu. Önceki yazımda bir türlü buluşamamanın yarattığı sıkıntıdan bahsetmiştim. Çok yalnız hissediyor ve kendi kendimle mi konuşuyorum acaba duygusuna kapılıyordum. Zaten iki ya da üç alternatif var diyerek kafadan atma bir rota çıkarmış, tur formamızı tasarlamış hatta baskıya bile göndermiştim. 



Soldan sağa Alp, ben, Emre, Tafa ve Alperen
Çizimden gerçeğe... Tur formamız da hazır...

Resmi bir duyuru yapmadığımız için bize destek olacak bir sponsor da bulamayınca, formalar benden arkadaşlarıma hediye olsun dedim. Özetle güzel bir toplantı oldu. Herkesin heyecanına şahit olduğum için çok mutlu oldum. Pek detaylara inilmese de rota konusunda Alperen'in önerdiği güzergah yakın zamanda eminim netleşir. Akabinde turun diğer görsellerini hazırlamak istiyorum. Toplanmamızdan hemen önce sosyal medyada bir tur sayfası açtım. Hızlı katılım ve verilen destek hepimizin motivasyonunu yükseltti, daha da heyecanlandırdı. Keşke formaları baskıya vermeden evvel açsaymışım dedim ama her şeyde bir hayır var.

5 yorum:

  1. Bodrum'a taşındıktan sonra bu bloğu kapatacak mısınız acaba? Aslında kapanmasa ve oradaki hayata, adapte olma sürecine dair de bir şeyler yazsanız pek güzel olurdu. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Mutlu Keçi :) Taşındıktan sonra da bu günceyi yazmaya devam edeceğim. Oralarda da mutlaka bambaşka hikayeler vardır.

      Sil
  2. kolay gelsin!
    taşınmalar yeni bir heyecan olsa da eski evinizi seviyorsanız bir
    burukluk oluyor. yeni evinizi şimdiden merak ediyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim yorumunuz için. İnanın ben de yeni evimizi çok merak ediyorum :)

      Sil
  3. çok sevindim adınıza.
    inşallah bir gün bende bodrum hayalimi gerçekleştiririm.
    blog yazılarınızı bizden esirgemeyin örnek oluyorlar yol gösterip güç veriyorlar. sizin ve serdar beyin blog yazıları bize lazım tekrardan hayırlısı olsun hayaliniz artık 27 eylülden sonra gerçek oluyor.

    YanıtlaSil