3 Temmuz 2013 Çarşamba

Manolyalı sokak N°26

Ofise gelirken önünden geçtiğim bir ev vardır. Manolyalı Sokak, numara 26. Bahçe içinde müstakil bir bina. Büyük ihtimal 1950'lerde yapılmış toplu konutlardan. Kısa bir araştırma yapınca öğrendim ki zaten Levent, Emlak ve Kredi Bankası'nın yaptırdığı toplu konut projesiyle doğmuş bir semt. 1950 ile günümüz toplu konut anlayışı arasında epey bir "kat" farkı var. İşte bu ev, büyük gökdelenlerle, iş yerine dönüşmüş villaların arasında güncel tabiriyle direniyor belki de.

Binanın, en çok kapısız ve duvarsız bahçesi dikkatimi çeker. Tamamıyla açık olan bu mütevazi bahçe, benim gibi pek çok iş arkadaşımda da tarif edemediğimiz bir mutluluk yaratır. Çünkü lafı açıldığında herkesin sesi yumuşar, başı "ne güzel" ile başlayan pek çok cümle kurulur. Bu da tatlı bir afyon etkisi yapar. Ev sahibinin her şeye açık bu bahçe için tek tedbiri, o da garaj kapısının önüne park edilmesin diye sarıya boyadığı üç ateş tuğlasını, eşit aralıklarla girişin önüne dizmektir. Arabayla geldiğim zamanlardan biliyorum Levent'te sabah park yeri bulmak maharet ister. Sokak boyunca yol kenarına dizilmiş trafik babaları fayda etmediğinden park yerlerini bekleyen emir kulları ile tartışmak neredeyse bir sabah rutinidir.

Ev sahibi, orta yaşın biraz üzerinde olabilir. Taş çatlasın 55-60. Kendine bakan biri olduğunu belli. Tanımadığım için sadece tahminimdir, bir bankada üst düzey yöneticilik yapmış ve emekli olmuş olabilir. Hep tek başına gördüğümden, belki de hiç evlenmemiştir diye düşünebilirim. Klasik bir tahminle eşini kaybetmiş demek te mümkün tabi. Bu da işin magazin kısmı. Neyse… Her sabah bahçe çimleriyle özenle ilgilenir, çiçeklerini sular, her köşesine titizlenir. Gelen geçene gülümser, posta kutusundaki pizza, hamburger broşürlerini ayırır. Benim gördüğüm bu. Evinde de titiz olduğunu düşünmek yanlış olmaz. Kitaplarını tekrar tekrar diziyor, kütüphanenin tozunu alıyor olabilir. Hobileri mutlaka vardır. Mesela bahçe malzemelerini koyduğu, küçük garajı ben de olsa kesin atölye yapardım. Tartışma programları dışında televizyon izlediğini sanmıyorum. Erken yatıyor olmalı.

Son zamanlarda rastlamadım. 3 numara tıraşlı çimler artık uzadılar. Yonca ve yabani otlar da bahçeye dolmaya başladılar. Posta kutusundaki pizza, hamburger broşürleri birikti. Sahiden uzun bir tatile çıkmış olabilir miydi?

Bir kaç hafta geçtikten sonra bahçesine arabalar park etmeye başladığını gördüm. Etrafta kağıtlar, plastik su şişeleri ve kola kutuları çoğalmaya başladı. Otlar diz boyu uzadılar. Balkonundaki çiçekler nispeten iyi durumda iken, içerde pencere önündeki bitkilerin sarardıklarını gördüm. Büyük ihtimal daha ciddi bir durum olmalıydı. Ev sahibi hastaneye kaldırılmış olabilir miydi?

Bir kaç ay sonra bir sabah önünden geçerken evin bomboş olduğunu gördüm. Balkondaki ve pencere önündeki çiçekler yoktu. Perdesiz pencerelerden terk edilmiş binayı görünce acaba dedim; ev sahibi ölmüş olabilir miydi?

Manolyalı Sokak N°26
Levent'in en güzel evlerinden
Bu hafta başında üzerine satılık afişleri asılınca şüphem iyice derinleşti. Bir süredir içimi sıkan tahminlerim ne yazık ki doğru çıktı. Araştırıp sorunca pek kimi kimsesi olmayan ev sahibinin, tek başına vefat ettiğini ve 2 gün sonra bulunduğunu öğrendim. Üzerinden aylar geçmiş… Şimdi bu hepimize mutluluk veren, sınırları olmayan ev ne olacak çok merak ediyorum: Kim satın alacak? Etrafı çevrilerek, kimse girmesin diye demir bir kapı konulacak mı? Üzgünüm.

3 yorum:

  1. Çok tesadüfi bir şekilde bu blogda buldum kendimi, bende bir manolyalı sokak sakiniyim.Bildiğim kadarıyla evi Ferhat Göçer satın almış ve kiraya verebilmek adına evi şu sıralar bakımdan geçiriyor.

    YanıtlaSil