30 Haziran 2013 Pazar

Bir kitabın getirdikleri

Arka arkaya Bodrum'la ilgili 3 kitap okuduktan sonra Aydın Boysan'ın, Şerefe isimli kitabını henüz bitirdim. Adına bakıp sadece "rakı" üzerine yazılmış olduğu sanılmasın. Daha çok "rakı sofrasından sohbet notları" diye tarif etmek mümkün. Kısa kısa bölümlerin bir araya gelmesiyle oluşan kitap, çokça akıl ve mizahtan bahsediyor. Boysan'ın yurtdışı gezilerinden anekdotlar, fıkralar ve gülmecelerle iyice renklendirilmiş. İtiraf etmeliyim ki, okuduğum bazı anlarda canım derhal bir sofraya oturmak istedi. Anlayacağınız kitap o derece hoş sohbet. Karşılıklı iki tek atabilirsiniz bile.

Beni düşündüren, sevdiğim ve altını çizdiğim bir kaç şeyi buraya not etmek isterim:
"Aptal kişide akıl yoktur. Delide ise akıl, mutlaka vardır. Aklı olmayan deliremez ki..." syf.22

Yıllar önce televizyonda izlediğim La la la Human Steps dans kumpanyasının Amelia isimli filmi bende iz bırakan seyirliklerdendir. İzleyecek herkesin de farklı ilişkiler kuracağına, farklı yorumlarda bulunacağına eminim. Dansçılarla birlikte gitgide sadeleştiğimi, tüm etiketlerimden arındığımı hissetmiştim. Kala kala geriye bir tek ismim kalmıştı; neyi örttüğü tartışılır bir incir yaprağı gibi. Sahi, deliler ismini kaybetmiş insanlar olabilir miydi? Geriye kalan o tek şeyden de kurtulup çırılçıplak kalmak ne büyük bir özgürlük olurdu. Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan insanların arasına karışmaktan bahsediyorum. Film boyunca, cahil cesaretiyle tanımladığım deliliğin kendimce sınırına gelmiştim. Bu bile harika bir duyguydu.




"Deli, var olan aklı isyan etmiş kişidir." syf.73

Meslektaşlarım için "creative" tanımı çok kullanılır. Türkçesi yaratıcı. Yani içinde tasarım olan herhangi bir meslekteyseniz kafanızda yaratıcılığı temsil eden bir kukuleta vardır. Zaman zaman bunu bir huni ile değiştirmenin daha faydalı olacağını düşünmüşümdür. Çizmişimdir de.

Yaratıcılık mı? Delilik mi? sorusuna cevabımdır.

"Çakırkeyif demci ise, hafiften geçici deliliğe kendisini gönüllü olarak kaptırmış birisidir. Deli bile sarhoştan korkar" syf.73

Nihayetinde meyhane söyleşilerinin zevkine varabilmek için ayık olmak gerekiyor. Bunun dışındaki durumları Boysan, akortsuz içmek olarak tanımlamış. Aptalın da, akıllının da akortsuz içmesi çekilmiyor. (Ben de çekemem.) Ne yalan söyleyeyim bu tanımı çok sevdim. Akortsuz içen arkadaşlarım vardır ve onları da çok severim. Lakin mümkünse aynı içki sofrasında olmamaya büyük çaba sarfederim. Tersi yani olumlu durumlar terazide ağır basar, bu sebeble hatırlanacak güzel anı sayısı boldur.

Dostluğumuz zamanlarında Cem, "Adını, soyadını, kimliğini vs masaya bırak ve gel, bu gece tanınmaz olacağız." diye telefon açardı. Bu çağrı, Balat'taki Cibalikapı Balıkçısı'na resmi davetti. Mekandaki sabit masamıza servisi, Ercan yapar ve Cem ile neredeyse konuşmadan anlaşırdı. Mesela (birlikte yapalım...) avuç içleri göğse bakacak şekilde, baş parmakları bir araya getirip, diğer parmakları bir kanat gibi açınca Ercan bilirdi ki ahtapot ızgara isteniyor. Gece sonunda dibi bulunamamış ikinci büyük şişenin üzerine isim yazmak da Ercan'ın işiydi. Bu durumu çokça anlatmak, arkadaşlarımızla paylaşmak, rutin hayatlarından sıkılmış dostlarımızın dikkatini de çekti. Aynı masa, böylece konuk ağırladığımız, bir buluşma noktasına dönüştü. Yıllar sonra aynı durumun Asmalı Cavit'te yaşanmasının kaynağını bu sebeple Balat olarak gösterebilirim. Aradaki fark, sadece tanıdıklarımızla değil, hiç tanımadığımız insanlarla da birlikte rakı içiyor olmamız. Sosyal medya üzerinden tanıdığımız, tanıştığımız pek çok insanla kadeh kaldırıp, arkadaşlık kurmaktan mutluyum.

Bu yazıyı okuyup, e bunun Bodrum'a taşınmakla ne alakası var? diye sorabilirsiniz. Bazı şeyleri İstanbul dışında yaşamak meselesine bağlamak gerekmiyor. Eğer anı, fıkra ve kimi kavramlar üzerine kafa patlatmış insanların yorumlarını okumaktan hoşlanıyorsanız Aydın Boysan’ın Şerefe isimli kitabını öneririm. Tatilde (bakın buradan Bodrum'a bağlanabilir) iyi gider. Hele rakıyı seviyor ve adabını biliyorsanız sizi şaşırtacağına bile garanti veririm. Yine kitaptan bir alıntıyla tamamlayayım:

"Rakı, vücutla değil, ruhla içilecektir" syf.16

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder